Beşiktaş Kayserispor Maç Değerlendirmesi

Şubat 28, 2010 by OutKast  
Filed under Beşiktaş Makaleleri

http://www.dogruhabergazetesi.com/images/image/genelresimler/makale.jpg

Dün akşam Beşiktaş Kayseri’de final maçına çıktı, lige ya devam diyecekti ya da tamam…Oynadığı futbolla ve almış olduğu bu skorla lige devam deyip,
yarışta bende varım dedi.Gerçeği söylemek gerekirse Kayseri deplasmanında puan bırakacağımızı düşünüyordum, ilk 11′leri görünce bu daha da netleşti kafamda.
Ama öyle olmadı, Beşiktaş herzamanki gibi izleyenleri yanılttı ve Fb, Gs, Ts, Bursa gibi zirveye oynayan takımların puan bıraktığı deplasmandan 3 puanla dönmesini bildi.
Maça fırtına gibi başlayan bir Beşiktaş vardı sahada, futbolcuları hiç bu kadar istekli görmemiştim, hele de Tello’yu.Bu sezonun en iyi maçını çıkardı diyebilirim Tello için, müthiş bir futbol koydu ortaya, takımını bir orkestra şefi gibi yönetti adeta.Hem golünü attı hem attırdı, hem de Bobo’yu birçok pozisyona soktu.Sadece hücumda yaptıklarını için de demiyorum, gördüğü sarı kart bile benim için önemliydi, orda ikili mücadeleye girmesi, topu kapmaya çalışması bile maçı ne kadar istediğinin göstergesiydi.Tello’yla birlikte Bobo’yu da hiç bu kadar istekli görmemiştim, belki önemli gol pozisyonlarını harcadı ama gol için çok çabaladı,
gerek şanssızlık gerekse fazla hırslı olması pozsiyonların harcanmasına sebeb oldu, ama olsun, yeterki Bobo her maç böyle oynasın, koşsun, topu kovalasın, aralara kaçsın,
goller elbet gelir.Ortasahada Ernst’te oldukça iyiydi, son maçlarda performansı düşmüştü ama ben bu maçta beğendim Ernst’i, ortasahayı ayakta tutan isimlerin başında geliyordu.
Savunma elemanları da görevlerini en iyi şekilde yaptı, Kayseri’ye fazla bir pozisyon vermedik, Ferrari-Sivok bir kez anlaşamadı maçta, ligin gol kralı Makakula da affetmedi bu hatayı.
Beşiktaş Kayseri gibi bir deplasmanda 2 gol attı, 4-5 tane de kaçırdı, bu pozisyonların çoğunda da Tello-Bobo ikilisi vardı, yani bu 2 futbolcunun maçı Beşiktaş’a kazandırdığını söyleyebilirim.
İnsan şimdi daha da çok sinirleniyor ama, Tello gibi bir oyuncu bu zamana kadar neden böyle oynamaz, böyle oynasa bu kadar çok puan kaybeder miydik diyor ? Neyse, umarım bundan sonra oynar bu futbolcular,
takımlarını dünkü gibi sırtlarlar.Artık rakiplerin puan kayıplarını bekleyip, kazanmaya devam edeceğiz biz, kredimiz yok denecek kadar az çünkü…
4-1′lik Gb maçından sonra dediğim gibi, tek maçlık performans olmaz umarım bunlar, devamı gelir bu galibiyetlerin ve güzel oyunların…
Onur Erbaş \ Besiktashaber.NET

2 İleri 1 Geri

Şubat 14, 2010 by OutKast  
Filed under Beşiktaş Makaleleri

http://www.dogruhabergazetesi.com/images/image/genelresimler/makale.jpg

Beşiktaş’ın bu sezon çok kötü oynadığı maçlar olmuştu, hem de fazlasıylan, ama ben bu kadarına şahit olmamıştım.
Dün gece sahada öylesine berbat bir takım vardı ki, inanılır gibi değildi.Koşmayan, mücadele etmeyen, rakibe baskı uygulamayan,
pres yapmayan, 3 pas yapamayan, rakip kaleye gitmekte aciz olan bir takım nasıl galip gelebilir, bunu önce hocaya sonra da futbolculara sormak lazım!
Olmaması gereken her şeyi yapmıştı Beşiktaşlı futbolcular, rakipleri geçen hafta puan kaybetmişken,
rakiplerine bu kadar çok yaklaşmışken nasıl bu kadar ruhsuz olabilir futbolcular, anlamak mümkün değil.
Maçın başlamasıyla birlikte Beşiktaş’ın saldıracağını, gol arayacağını düşünürken, Antep takımı zirveye oynarcasına başladı maça sanki.
Daha maçın başında Ekrem’in büyük hatası sonucu öne geçince de iyice havaya girdiler, sonra da pozisyon üstüne pozisyon buldular.
Buldukları 2. gol de Beşiktaş’ın Manisa maçında yediği golün aynısıydı, bir korner, ön direğe koşu, kafa ve gol.
Bunu Denizli ya hiç çalıştırmıyor savunma oyuncularına ya da oyuncular savunma yapmaktan anlamıyor!
Antepli futbolcular havaya girerken, coşarken, Beşiktaşlı futbolcular da geçen hafta alınan 4-1′lik galibiyetin rehavetinde olacaklar ki maçla hiç ilgileri
yokmuş gibiydiler!Zaten geçen hafta alınan 4-1′lik galibiyetten sonra düşündüğüm tek konu da buydu; acaba bu sadece Denizli için alınmış bir galibiyet mi, yoksa takım gerçekten toparlandı,
bu galibiyetlerin, gollerin devamının geleceğinin göstegesi miydi? Bu konuda da ne yazıkki yanılmadım, dün akşamki maç çok
iyi aydınlatmıştır herkezi sanırım…
Futbolcular hakkında tek tek konuşmak yersiz, takımda bir tane iyi diyebileceğim oyuncu yok çünkü,
belki Rüştü diyebilirim işte, düşünün Beşiktaş takımının halini, maçı 2-0 mağlup bitiriyor,
takımın en iyisi de Rüştü oluyor, vay anam vay!..Bu zamana kadar takımın en iyileri, en istikrarlıları
diye lense edilen oyuncuları olan Sivok, Fink-Ernst ikilisi de dökülüyordu dün, bu iki oyuncu vasatın üzerine çıkamazsa maçlarda,
Beşiktaş’ın galip gelmesi bana göre mucize olur!..
Savunmasından hücumuna her şeyi kötü olan bir takım da maçı kazanamazdı elbette, maçı daha çok isteyen, pozsiyonlara giren,
mücadelesini sonuna kadar yapan Antep takımı galibiyeti istedi, aldı ve sonuna kadar da haketti.Bize de tebrik etmek kaldı…
Beşiktaş için umutlu konuşmak çok isterdim, ama sezon başında ne dediysem, ne beklediysem onlar oluyor.
Tek diyebileceğim, umarım geçen seneki gibi rakipler de bizim puan kaybettiğimiz haftalarda puanlar kaybeder,
bizde derbileri kazanıp onların bi adım önlerine geçeriz.Şampiyonluk ancak bu şekilde gelir çünkü.
Haftaya belli olacak zaten her şey, tamam mı devam mı ? Umarım, olan tüm bu kötü sonuçlara rağmen devam deriz…
Ama sadece Gs’yi yenmekle bu işin olmayacağını da söylemek lazım oyunculara, galibiyetlerin devamının gelmesi önemli olan,
2 ileri 1 geri giderek şampiyonluk falan gelmez…

Onur Erbaş / BesiktasHaber.NET

Milli Takım Ve Beşiktaş

Şubat 8, 2010 by OutKast  
Filed under Beşiktaş Makaleleri

 Milli Takım Ve Beşiktaş

Hatırlar mısınız 90’lı yıllarda Beşiktaş’ın yakalamış olduğu müthiş bir takım vardı. Metin Tekin’li, Ali Gültiken’li, Feyyaz Uçar’lı, Atom Karınca Rıza’lı kadro ve o takımın başında yer alan Gordon Milne ile beraber müthiş bir atmosfer yakalamıştı. O takım hem yıllarca şampiyonluklara ve kupalara ambargo koymuş aynı zamanda da Milli takıma birçok oyuncusunu vermişti.

O yıllarda gerçekten hem milli takımda hem de kendi takımlarında oynayan Beşiktaş’lı oyuncular her iki alanda da yüksek performans göstermişlerdir. Bu aşikârdır ancak başarılı geçen yılların ardından o jenerasyonun yeşil sahalardan yavaş yavaş saha dışında fakat yine futbolun içinde görev almasının ardından herkesin fark ettiği bir durum meydana geldi. Beşiktaş’ın milli takıma vermiş olduğu oyuncu sayısında gözle görülür bir düşüş meydana geldi. Hatta bazı dönemlerde Türkiye’nin en önemli kulüplerinden biri olan Beşiktaş milli takıma oyuncu bile veremedi. Hep arka planda kalan siyah beyazlılarda pek fazla bu durumu dile getiren kişi yok denecek kadar az. Belli bir dönem koskoca takımdan sadece şu anki antrenörümüz Tayfur Havutçu milli kadroda yer almıştı.

Bu durum gerçekten acı verici. Çünkü bu takım bunu hiçbir dönemde hak etmemişti. Nedenini tabii araştırmak lazım. Başka çıkarlar mı işin içerisindeydi yoksa gerçekten tercih sebebiyle mi dönemin milli takım kadrosu şekilleniyordu bu tamamen ayrı bir sorudur ancak sakatlık yahut diğer sebeplerin dışında Türkiye’nin lokomotif kulüplerinden biri olan Beşiktaş’ın milli armaya kemikleşmiş oyuncular gönderebilmesi gerekirdi.

Söylediklerim halen geçerlidir. Yani Beşiktaş’ın milli takıma oyuncu gönderememe sıkıntısı halen devam etmektedir. En basit örneğiyle geçen sezonki 2 kupalı şampiyonluk gerçekten gurur vericiydi ancak gelin görün ki bu başarıyı milli takıma verilen oyuncu sayısında görmek imkansız. Ligin en tepesinde yer alıp da milli takıma en az oyuncu gönderen başka bir ülkenin takımı yok denecek kadar azdır kanımca.

Hepimiz biliyoruz ki bir İbrahim Toraman gerçeği vardır. ‘’Milli takımın o kadar maçta yaşamış olduğu defans sıkıntısına oynayabilecek durumda bile olmasına rağmen alınmayan’’ İbrahim bence şuan oynadığı bölgedeki Türk oyuncular içinde en başarılılardandır. Bu konuda o kadar çok yazı yazıldı ancak dönemin teknik direktörü Fatih Terim tarafından net bir ağızla cevap verilmedi. Klasik ihtiyaç olduğunda her Türk oyuncusuna çağrı yapılacaktır tarzında bir açıklama beni tatmin etmemişti. Bu durumu bu hale getiren klasik Sn. Terim’in tercihleridir. O tercihlerdir ki zamanında Tugay Kerimoğlu, Barcelona’da yedek kaldığı dönemlerde Rüştü, hatta Alpay Özalan, Ümit Özat gibi oyuncular kendi takımlarında bile forma şansı bulamadıkları dönemde milli takımda yer alabilme başarısını gösterebilmişlerdir. Bu isimlere yenileri de eklenebilir tabiî ki. Şimdi insanın aklına şöyle bir soru geliyor.’’ Bu kadar kendi takımında forma şansı bulamayan oyuncuya güvenip milli takımın formasını ıslatabilme imkânını vermesine rağmen Fatih Terim niçin Beşiktaş’lı oyunculara karşı görmezlikten gelmekte?

Bunlar gerçektir ancak şu demek değildir ki Beşiktaş her daim milli takıma çok sayıda oyunu gönderecektir. Tabii yeri geldiğinde az oyuncu gönderilir buna hak veririm ancak yıllarca koskoca kulüpte bir en fazla 2 milli oyuncu çıkması sindirilemeyen bir durum.

Neyse sonuçta Milli Takım’da Fatih Terim dönemi biteli uzun süre oldu. Artık önümüze bakmanın zamanı.Milli Takım’ın başına gelecek yeni hocayla birlikte eminim ki adaletli forma dağıtımı yapılacak,haklıya hakkı verilecektir.2012 yılında yapılacak olan şampiyonadaki rakiplerimiz arasında Almanya dışında bize pek sıkıntı yaşatacak takım yok diyebiliriz ama futbol bu ..Ne zaman, ne olacağı hiç belli olmaz.Bundan sonraki milli maçlarda daha fazla Beşiktaş’lı oyuncunun kutsal formayı ıslatabileceği günlerin yakın olduğu kanaatindeyim.Umarım hem Milli Takımımız hem de Beşiktaş kazançlı çıkar.

Doğan DURSUN/Besiktashaber.NET

Son Şampiyon !

Ocak 24, 2010 by OutKast  
Filed under Beşiktaş Makaleleri

http://www.dogruhabergazetesi.com/images/image/genelresimler/makale.jpg

Her şey ne kadar güzeldi Mayıs 09’da…Taraftarı, yöneticisi, futbolcusu başarıya odaklanarak keyifli ve bir o kadar da heyecanlı bir sezon geçirmiştik. Ne oldu da sadece 3 ay içinde işler tersine döndü? Son şampiyon 3 aylık içinde nasıl oldu da daha yükseklere tırmanacağına biranda düşüşe geçti? Oysaki taraftar takımdan bu sene çok iyi bir performans bekliyordu. Özellikle çifte kupalı sezonun ardından Avrupa’da oynadığı maçlarda rakibi ısıran, yoran ve istekli bir takım arzuluyorlardı.Bu özlenen Beşiktaş’ın resmiydi.Fakat bir anda sanki işler tersine döndü.O geçen senenin çifte kupalı,vazgeçmeyen,arzulu takımı bir anda sıradan bir takıma döndü.

Burada yanlış neredeydi? Herkes koca bir ilk yarı boyunca bu soruyu düşünmeli ve bu durumun değişmesi için birşeyler yapmalıydı ancak devre arası hazırlık döneminde gördük ki Beşiktaş’ta bazı şeyler değişmiş. Sanki takımda istek arzu kalmamış. İleri uçta problem yine devam ediyor, gol atamıyor. Futbolcular arasında bir huzursuzluk olduğu aşikâr. Takım hücum ederken bilinçsizce paslaşmalar çok fazla var.Ne yaptığını bilen oyuncu sayısı çok az oyuncular içerisinde.Takımın kondisyoneri Stefano’yla teknik heyet arasında da bir problem olduğu belli ki sonunda kendisi takımdan ayrılmış durumda şuan.

Bu kadar problem, sıkıntı varken takımda Beşiktaş’ımın Türkiye Kupası’ndan elenmesi ise tam manasıyla skandal. Elenmek olabilir tabii ki her zaman kupa tek bir takımda olmayacaktır ama sen elenmemek için bir çaba sarf edersin, zorlarsın rakibi,kendi oyununu ortaya koyarsın ardından maçtır bu elenir ya da elersin ona kabuluz hepimiz. Ancak bu kadar başarılı bir sezonun ardından Türkiye Kupası’ndan hiçbir şey oynamadan elenmek hakkı değildir bu takımın. En azından mücadele gücünle hatta formanla o kupada bir üst tura rahatlıkla çıkabilirdi bu takım.

Beşiktaş’ımı bu halde gördükçe her hafta seyrettiğim takımın geçen haftadan daha kötü olduğunu izledikçe içim cız ediyor. Rakiplerimizin takımlarını daha güçlü hale getirmek için aldıkları oyuncuları hepimiz biliyoruz ancak biz ise elimizdekilerin bize yeterli olduğu kanaatindeyiz. Bu durumu anlamış değilim. İleri uca bir oyuncu alınsa kötü mü olurdu bu dönemde? Avrupa piyasasında ismi olan bir yabancı oyuncuyu takıma katabilmek bu kadar mı zor? Şimdi denecek ki yabancı sıkıntısından ötürü elimiz kolumuz bağlı. Delgado gibi bir oyuncu niçin halen bu takımda biri bana bunu açıklayabilir mi? Delgado tamam iyi oyuncu olabilir, Basel’de iyi işler yapmış olabilir ama burası Beşiktaş. Burası Basel’e benzemez. Basel’ de iyi işler yapmış olabilirsin ama burada Basel’deki performansının 2 katını sergilemen gerekir. Açıkçası ben Delgado’nun dümeni eline alıp takımı sırtladığı maç sayısının 10’u geçmeyeceğini düşünüyorum. Gönderemediğimiz ya da verim alamadığımız yabancıları elimizde bulundurmaktansa onları yollayıp gerçekten faydalı olacak oyuncuları takıma kazandırabilmek daha mantıklı değil mi? Yahut elimizdeki değerleri kaybetmeden altyapıdan gelen oyuncuları takıma katabilme becerisini gösterebilmek. Bu bence hem takımın ileriki süreçte mali yapısını olumlu yönde etkiler hem de eski ruhunu tekrar kazandırır.

Sonuçta bu takım hep altyapısıyla övünen bir takımdı özellikle 90’lı yıllarda fakat son zamanlarda genç takımdan A takıma yükselen bir oyuncu neredeyse yok gibi. Var olanların da değeri bilinmiyor, harcanıp gidiyor. Bu takımın öncelikle eski ruhunu yakalaması gerek. Elindeki tek silah olan lige artık sıkı sıkı sarılması gerek ve unvanını koruyabilmek için takım içindeki huzursuzluktan, yönetimsel bozukluktan ve teknik ekibin egolarından kurtulabilmesi gerek. Bunları yapabilmek için önünde iyi bir fırsat var Son Şampiyon’un. O da Genel Kurul. Yapılacak Genel Kurul sonrasında gelecek yeni yönetimle beraber oluşabilecek olumlu bir hava sayesinde takım, taraftar, yönetim, teknik ekip kenetlenerek bu unvanı korumalı. Elindeki değerlere de sahip çıkarak tabii ki…

Doğan DURSUN
Besiktashaber.NET

İlk Yarıda Beşiktaş !

Aralık 28, 2009 by OutKast  
Filed under Beşiktaş Makaleleri

http://www.dogruhabergazetesi.com/images/image/genelresimler/makale.jpg

Geçen sezonun çifte kupalı şampiyonu bu seneye iyi başlayamadı.Buna etken olarak daha önce de değindiğimiz gibi yanlış transfer politikaları,yönetimsel eksiklik,ve yeni sezondaki sistemin oyunculara bol gelmesi etki etti.Özellikle bu sezonda alınan oyuncuların da verimsizliği ardı ardına beklenmedik sonuçları getirdi.

Oysa lig bitişinde taraftarlarıyla futbolcularıyla, yönetimiyle, teknik ekibiyle bir bütün olmuştu Beşiktaş fakat alınan kötü sonuçlar bir anda rüzgarın ters esmesine sebep oldu. Ligin belli periyodunda ciddi bir performans sergilemese de aldığı sonuçların etkisiyle olumlu bir hava yakaladı Kartal’ım.Şimdi takımdaki oyuncuların performanslarını inceleyerek birlikte bir analiz yapalım.

Rüştü Reçber: Geçen sezonda gelen şampiyonlukta pay sahibidir Rüştü.Bunu inkar edemeyiz ama bu sezon inişli çıkışlı performansı nedeniyle taraftarlardan tepki aldı.Kalitesine,geçmişine yakışmayacak hataları sıkça yaşayarak geçen sezonun etkisinden çıkamadığı gözlemlendi.Son dönemde ardı ardına gelen sakatlıklar futbola konsantre olmasına engel oldu.

Hakan Arıkan: Beşiktaş’ın sakatlıktan yana dertli diğer ismi de Hakan. Rüştü’ye alternatif olarak her zaman kulübede bekleyen görev verildiğinde bazen kötü goller de yese elinden geleni yapan bir isim. Son yaşadığı sakatlık ve iyileşme süreci onun kaleye geçmesine mani oldu. Kısa sürede sahalara dönmesi beklenirken bence sağlık kurulunun özensizliği nedeniyle dönüşü daha da uzadı. Sakatlık belasından kurtulsa formsuz Rüştü’den kaleyi devralır.

Korcan Çelikay: Bu sene kaleden yana sıkıntı yaşayan en büyük takım Beşiktaş. İki as kalecisi sakatlıklarla boğuşurken Bursa maçının yarısında kaleyi devralan Korcan ilk maçında gol yemesine rağmen taraftarın desteğini aldı.Genç olması onun avantajı ve Hakan ve Rüştü ağabeyleri yokken kalede ona çok iş düşeceğe benziyor.Kendisini gösterebilmesi için iyi bir fırsat var elinde.

İbrahim Kaş: İspanya’ya gönderilirken ardına bakarak gitmesine rağmen dönüşü kısa sürdü. Bir sezonluk ayrılığın ardından geldiği eski takımında sağ bek ve orta ikilide görev alması onun çok yönlü bir oyuncu olduğunu belgeledi fakat yaptığı kademe hatalarıyla ah dedirtti çoğu zaman.Hücuma destek vermekte yetersiz kaldı.Hücum yönünü geliştirmeli.Tercihim İspanya’da kendisini kanıtlaması.

İbrahim Toraman : Takımın her zaman askeri. Nerede ne zaman görev verilirse layıkıyla yerine getirmeye çalıştı. İlk yarı boyunca Denizli birçok mevkide denedi İbrahim’i ama bence son maçta sakatlanan Ferrari’nin yerinde bir süre oynar ve Milli Takım’da defansın ortasında denenmesi gereken ve belki de geç kalınan bir isim.

İbrahim Üzülmez: Takımın ağabeyi konumunda. Çarşı’nın taktığı ‘’deli’’ lakabıyla yeri geldiğinde kızılan ve bazen kendisinden beklenmedik performanslar ortaya koyan bir isim. Artık yaşının da etkisiyle eskisi kadar verimli değil. Sezon başında mevkisindeki diğer isim İsmail Köybaşı kendisini zorladı. Belki sezon sonunda ya da en fazla bir sene sonrasında sahalara veda edebilir.

Rıdvan Şimşek: Mustafa Denizli’nin şans vermediği isimlerden. Yaşının genç olması avantajı. Beşiktaş’ın geleceği olarak takıma dahil edildi ama takımdaki tecrübelilerden ve kendisinin yaşadığı sakatlıklardan sonra bir türlü forma giremedi.

Erhan Güven: Takıma sağ bek mevkisine ek kuvvet olarak alındı.Beşiktaş’a gelmesinde ana etken geçen sene Ankaraspor’da ortaya koyduğu etkili oyundu.O da Mustafa Denizli’nin şans tanımadığı isimlerden.Gelecekte kendisinden yararlanılacağı kanaatim.

Matteo Ferrari: Beşiktaş’ın bu seneki en iyi transferi.Gerek profesyonelliği gerek takıma katkısı gerek performansı düşünüldüğünde takımın kötü performansına rağmen ‘’taş gibi ‘’ duruşuyla beğeni kazandı.Takımın az gol yemesindeki en büyük etkenlerden biri.Ligin sonunda yaşadığı sakatlık nedeniyle uzun bir süre yüzünde maskeyle oynaması gerekecek fakat şu bir gerçek :’’Takımın ona ihtiyacı var.’’

İsmail Köybaşı: Takıma gelmesi olay oldu.Ödenen yüksek paraların altında ezileceği söylendi fakat İsmail sergilediği oyunla tüm eleştirmenleri haksız çıkardı ve görevini yaptı.Bence tek eksiği biraz daha savunma yönünü geliştirmesi.Genç yaşı avantajı.Kritik zamanlarda attığı sert ve isabetli şutları tehlikeli.İkinci yarı daha iyi olacaktır.

Tomas Sivok: Geçen sezonki performansından bir şey kaybetmişe benzemiyor. Yeni transfer Ferrari’yle birlikte iyi bir ikili oldu ve defansın ortasında kemikleştiler. Takımın az gol yemesindeki en büyük ikinci etken. Tercihe bağlı olarak defansif orta saha da oynayabilme yeteneği onun takımın jokeri olmasını sağladı.

Erkan Zengin: Adapte sorunu yaşadı ve Denizli’den yeteri derecede şans bulamadı. Erkan 1.5 senedir takımda fakat oynadığı maç sayısı neredeyse yok denecek kadar az. Denizli’nin hazırlık maçlarında bile şans vermediği isimle devre arasında ya da en geç sezon sonunda yollar ayrılacağa benziyor.

Rodrigo Tabata: Takımın 10.5 numarası fakat sergilediği oyunla 0.5 numara bile değil. Transferin son güne bırakılması, yüksek maliyeti ve maçlarda ortaya koyduğu düşük performansı nedeniyle herkesin tepkisine yol açtı. Denizli’nin kendisini son maçlardaki eksikliklere rağmen ilk 11’de düşünmediği açık.Devre arası kiralanması gündemde.

Uğur İnceman: Uzun süredir takımda olmasına rağmen istenen patlamayı yapamaması nedeniyle sıkıntılı. Oynadığı maçlarda verimsiz ve göze hoş gelmeyen oyunu nedeniyle tepki çekti.İlk yarıdaki maçlarda gereksiz yere yaptığı paslarla taraftardan geçer not alamadı.Orta sahadaki alternatiflerinin yabancı olmasının kurbanı.

Matias Delgado: Delgado takımın kötü gidişi nedeniyle ikinci yarıda üstün bir performans beklenen oyuncuların başında. Yaşadığı sakatlık nedeniyle uzun süredir takımdan ayrı olması dezavantajı. Geçmişte oynadığı maçlarda saçbaş yoldurmasına rağmen bu sene Denizli kendisinden verim almakta kararlı gibi görünüyor. Yabancı kontenjanındaki fazlalık nedeniyle yapmış olduğu davranış takdir kazandı. Hazır gelmesi halinde belki kıpırtı olur takım içinde fakat bana göre Delgado bal yapmayan bir arı.

Rodrigo Tello: Geçen sezon gelen şampiyonluğun mimarlarından Tello’da da bu sene gözle görülür bir düşüş söz konusu. Bunda en büyük faktör sanırım sezon başında yapılan transferlere verilen yüksek paralar. Kendisinin takıma katkısı genel manada vasattı ilk yarı. İyi bir Tello gerçekten takıma yararlı olur ama yabancı kontenjanı nedeniyle sıkıntı yaşanabilir.

Yusuf Şimşek: O da takımın etkisizlerinden. İleri uca destek verememesi nedeniyle takım gol atmakta sıkıntı yaşadı. Zor zamanlarda anahtar rolüyle tanınan ve rakip oyuncuların karşısında durmakta zorlandığı Yusuf’un yerinde yeller esiyor. Takımın kötü gidişine o da ayak uydurmuşa benziyor. İkinci yarıda eski Yusuf’tan esintiler görebilir miyiz acaba?

Fabian Ernst: Takımın vazgeçilmezi. Taraftarın ‘’üstün Alman teknolojisi’’ lakabını taktığı Ernst orta sahadaki çalışkanlığıyla tam not aldı. Disiplinli ve ne yaptığını bilen oyunuyla takdir kazanan Ernst tam kısa sürede adına besteler yapılan bir oyuncu. Son maçlarda takımın gol bölgelerinde yaşadığı sıkıntıya da çare olmak isterken ortaya koyduğu performans düşse de ikinci yarı takımın en büyük artısı olacak.

Michael Fink: Mustafa Hoca’nın ilk maçlarda pek şans tanımadığı Fink gösterdiği performansla orta sahada vatandaşı Ernst’le iyi bir ikili oluşturdu. Birbirlerinin açıklarını iyi kapatan iki oyuncuyla birlikte defanstaki Sivok-Ferrari dörtlüsü Denizli’nin vazgeçilmezleri oldular. İkinci yarıda da göstereceği aynı performansıyla orta sahanın iki ismi hazırdır.

Ekrem Dağ: Takımın diğer formsuz isimi. Birden fazla mevkide görev alması onun en büyük artısı ve hızı nedeniyle takımda yer alıyor. Yapmak isteyip de yapamadığı birçok şey var. Bir süre kendisinin her maçta farklı mevkide oynaması taraftarların başını döndürse de iyi niyetinden kimsenin şüphesi yok. İkinci yarıda kendisinden daha fazla verim alınmalı.

Serdar Özkan: Serdar takımın öz evladı fakat senelerdir oyununun üzerine bir arpa boyu bile koyamaması onu ilk 11’den uzak tutuyor.Manchester United maçında kaçırdığı pozisyon gerçekten onun için bir fırsattı.Bilindik çok koşan fakat etkisiz oyunu taraftarların bir kısmından tepki çekmeye devam ediyor.Denizli’nin ilk tercihleri arasında değil.Bence şansını farklı bir kulüpte değerlendirmeli.

Nihat Kahveci: Takımın diğer öz evladı fakat görüldü ki eski Nihat’tan eser yok.Yaşadığı uzun süreli sakatlıklar ve formsuz geçen sıkıntılı bir sürecin ardından Yıldırım Demirören’in geri dönüş çağrısını yanıtsız bırakmayarak sezon başında alkış aldı ancak bu sakatlıkların etkisinden kurtulamadığı her oynadığı maçta kendisini gösterdi. Sezon başında askerliği,sakatlığı derken kamp dönemini kaçırması gol yollarında etkisiz kıldı Nihat’ı.Denizli’nin ise onu kazanabilmek adına ilk 11 başlatmasında ısrarcı olması taraftarların İnönü’de öz evladına ‘’yuh’’ çekmesine neden oldu.

Mert Nobre: Takımın en pahalı gol atamayan forveti. Son golünü bir sene önce attıktan sonra son maçlarda bir gol atan Nobre’nin düşük performansının nedeni anlaşılamıyor. Takım içinde kaptanlık pazubandını takan ismin böyle bir oyun oynaması yoğun tepki çekiyor. Denizli’nin en kısa sürede ileri uçtaki bu duruma el atması gerekli. Aksi halde ikinci yarıda da taraftarlar çok ah çekeceğe benziyor.

Rogerio Bobo: Gidecek mi, kalacak mı tartışmaları sezon başında çok yapıldı O’nun için. Kafasını transfere vermesi nedeniyle sıkıntılı bir süreç yaşadı. Bobo’nun yapısında sezona hızlı başlamak yoktur,geç açılır ve son maçlara doğru gollerini atmaya başladı ve şuan takımın 6 golle en fazla gol atan oyuncusu.Gol sayısını arttırması gerek en kısa sürede.İyi bir Bobo’nun takıma katkısı tartışılmaz.

Filip Holosko: Yaşadığı sakatlık büyük bir sıkıntı oldu onun için. Şampiyonluğun geldiği bir sezonun ardından Holosko’dan iyi bir performans bekleniyordu fakat sakatlık belası yakasını bırakmadı. Şuan ki gol sıkıntısına çare olabilirdi. Kısa sürede tekrar sahalara dönmesi kendisi adına tek temenni.

Batuhan Karadeniz: Takımın gol yollarında yaşadığı sıkıntılar ve sakatlıklardan sonra Batuhan’a iyi bir fırsat doğmuştu fakat ihtiyaç anında bir bakıldı ki Batuhan kayıplarda. Aldığı kilolar nedeniyle eleştirilen ve sahada değil saha dışında çok fazla konuşulan Batuhan’ın Mustafa Denizli’yle de yıldızı barışmadı. Deplasmandaki Manchester United maçında oyuna girdikten kısa süre sonra gördüğü sarı kart bu takımda daha oynayamayacağının göstergesi. Çalışmalı, çalışmalı ve sadece çalışmalı.

Sonuç: Beşiktaş çok zor gol yiyen bir takım. Lig standartlarında Beşiktaş’a gol atabilecek bir takım yok denecek kadar az diyebiliriz fakat hepimizin de bildiği bir gerçek var ki ‘’maçlar gol atılmadan kazanılmaz.’’Anlam veremediğim nokta şu ki : Yıllardır Türk futboluna damga vurmuş bir teknik direktör olan Mustafa Denizli’nin ortaya çıkardığı ‘’hücum futbolu ve yediğinden fazlasını atarsan kazanırsın’’ mantığının geldiği son noktadır. Özellikle Beşiktaş’taki oyun anlayışı bu tarzının çok değiştiğinin bir göstergesi. Sözün kısası umarım Beşiktaş’ın gol sorununa çözüm ikinci yarıda bulunur ve bu çözüm takımın gol yememe alışkanlığını kaybetmesine neden olmaz.

Doğan DURSUN/Besiktashaber.NET

Kısa Bir Değerlendirme

Aralık 24, 2009 by OutKast  
Filed under Beşiktaş Makaleleri

http://www.dogruhabergazetesi.com/images/image/genelresimler/makale.jpg

Ne umutlarla başlamıştık yeni sezona , gecen senin 2 kupa şampiyonu Beşiktaş sahalara inecekti. Güzel bir yaz geçirmiştik her yerde kutlamalar eğlenceler yaz boyunca devam ediyordu. Kuru çeşme arenada yapılan kutlamalarda bu eğlence zirveye doğru çıkmştı, hata oraya gelen Beşiktaşlılar quaresma diye inletiyordu arenayı. Lig öncesi Beşiktaş hazırlıklarını Ümraniye de tamamlayıp Barış kupası için ispanyaya giden karakartallar lyon ve porto yapılan hazırlık maçları taraftarına umut vermişti. Sonra dan gelen Süper kupa maçı yenilmemize rağmen herkes takımdan umutluydu. Ligler başladı takım iyi mücadele ediyor ama gol yollarında ki sıkıntı herkesi derin derin düşündürmeye ve rakiplerimizin 8 de 8 , 6 da 6 yapması karakartalla gönül veren taraftarların şampiyonluk gidiyor düşüncesi kaplamıştı. Peşpeşe gelen galibiyetler takımın bazı bölümlerde iyi futbol oynaması ve Eskişehir, Trabzon, Sivas ve Fenerbahçe galibiyetleri taraftarı birden heveslendirdi. Ardından gelen ManU galibiyeti bir pastanın kreması gibi geldi Beşiktaş’a gönül verenler için..

Sonra dan oynan 5 maçın kazanılamaması herkesin üstüne karabulutlar gibi çökmüştü, oynan kötü futbol alınan skorlar ACABA sorusunu yine akıllara getirmişti. Taraftarlar için tekrar sıkıntı günler başlamıştı, peki niye bu takım bu kadar istikrarsız bir görüntü içinde!!!!

1: herkes bunu bilmeli ki oyuncu kalitemiz çok düşük…

2: yapılan transferlerin hiç birinde tam verim alamadık( Ferrari hariç)

3: Nihat a verilen yüksek miktardaki para diğer oyuncular için sıkıntı oluştu( basta tello bobo)

4: yapılan transferlerin yanlış olması ve gönderilen oyuncular kadar kaliteli olmaması

5: Mustafa denizlinin takıma eskisi kadar kendini verememesi… vs vs

Futbol 3 neticeli bir oyundur kazanmakta var kaybetmekte , artık bizler kendimize bakmalıyız ve bu soruyu kendimize sormalıyız : BİZ KİMİZ.??? Bizden başka dostu olmayan Beşiktaş’ı 3 kuruşluk karaktersiz kişilere bırakmamalıyız netice ne olursa olsun. Tabi ki de tenkitlerimizi yapacagız bu bizim en doğal hakkımızdır. Ama Beşiktaş a yakışır şekilde olacak bu tenkitler (bjk bu maçta yenilir cinsinden degil). Kısacası herkes gibi büyük umutlarla başlamıştık yeni sezona umudumuz hala devam ediyor kimilerin çok kimilerin az buna saygı duyarız. Bu Beşiktaş bizim HERŞEYİMİZDİR bu sezon bu futbolcularla geçecektir biz taraftarların yapacağı tek İŞ bu takımı her sonuçta desteklemesidir. Bunun için takıma köstek olmayalım destek olalım..

Tekin Karçik / BesiktasHaber.NET

 

Devre Arası

Aralık 24, 2009 by OutKast  
Filed under Beşiktaş Makaleleri

http://www.dogruhabergazetesi.com/images/image/genelresimler/makale.jpg

Son zamanlarda yine hüsranla sona eren bir maç yaşadık kupadaki Manisa maçında. Oyun tarzında yaşanan sıkıntılar, oyuncuların tam konsantre olamamaları ve takımdaki eksiklerin bu mağlubiyette büyük etkisi vardı ama sen Beşiktaş isen böyle bir oyun oynamaya hakkın yok. Şanssızlık bir yerde kabul edilebilir,formsuzluk da bir nebze tolere edilebilir futbolda ama bu kadar kötü bir oyun yapısı kabul edilemez.

Bence devre arası takım için iyi gelecek tabiî ki öncelikle takımın liderinin Mustafa Denizli’nin konsantre olması gerek.Sezon başında olduğu gibi Çeşme’deki yazlıkta kuru fasulye& pilav yemekle takım idare edilmez.Hepimiz biliyoruz bu hikayeyi.Diğer takımlar harıl harıl sezona hazırlanırken son şampiyon Beşiktaş’ın hocası takımıyla ilgilenmenin, eksiklerini nasıl giderebilirimin cevaplarını aramak yerine Çeşme’de keyif sürmüştü deniz kenarında.Bunun sonucu olarak da kanaatimce takıma gerekli takviyelerin yapılmasında geç kalındı ve hazırlık aşamasında da çok eksikler vardı.Öyle ki sezon başında Türkiye Süper Kupası maçına takvimin karışması nedeniyle belki de paf takımla çıkmak zorunda kalacaktı koskoca kulüp.Bunlar gerçekten kötü gidişe davetiye çıkaran gelişmeler ve beklenen performansı niçin gösteremediğinin kanıtıdır.

Öyle ya da böyle devre arasına ulaştık bildiğimiz gibi ve bu süreçte artık Kartal’ın kanatlarını yukarı doğru çırpma zamanı gelmiştir.Yani Beşiktaş’ın F5 tuşuna basmalı artık.Yapılabilecek birkaç düzenlemeyle bu takım geçen seneki havasını birkaç galibiyetle yakalayabilir.Bu aslında o kadar da zor değil.Düşüncem takıma bir takviyenin yapılması yönünde değil şuan için çünkü takımda zaten lig maratonunu kaldırabilecek belli oyuncular var.Burada ana nokta ilk etapta bu oyuncuların eski form grafiklerini yakalayabilmelerini sağlamaktır.Bu oyuncular arasında bence Tello,Bobo,Nihat,Ernst (son maçlarda üzerindeki yoğun yük nedeniyle performansının düştüğü kanaatindeyim) ve biraz da Ekrem’in geçen seneki performansını yakalamasıdır.Zaten elimizde şuan tam bir görev adamı Sivok,İsmail Köybaşı, İbrahim Toraman ve Fink gibi oyuncular mevcut ve bu oyuncular belli bir standartta performans sergiliyorlar..Bu oyuncuların yanına ek güç olarak kulübeden gelecek ekstra kuvvetleri de eklersek örn. Yusuf gibi bu takım lig yarışında söz sahibi olacaktır..

Tüm bunların yapılabilmesi için ana nokta bu oyuncuları eski performanslarına kavuşturmaktır.Bunu yapabilmek için yoğun bir mesai harcanması gereklidir.Aynı zamanda yapılması gereken bir şey daha olduğunu düşünüyorum o da geçen sezonki oyun sistemini sahaya sürmek.Bu sene varolan düzene belli ki oyuncuların alışamadığı ortada..Böyle bir durum varsa eski dost Lucescu’nun klasik deyimiyle oyuncuya göre sistem oluşturmalı.Fakat şahsi fikrim Mustafa Hoca’nın oyun düzenini değiştireceği yönünde değil.

Tüm bunları ve gelişen diğer olayları takip edecek ve durum değerlendirmelerimi yine paylaşıyor olacağım bu satırlarda.Umarım devre arasında Karakartal’ım başını tekrar yukarı doğru kaldırarak kanatlarını hızlıca çırpmaya devam eder ve zirvenin en üst noktasına sezon sonunda ulaşır.

Doğan DURSUN

Besiktashaber.NET

Endişe

Aralık 23, 2009 by OutKast  
Filed under Beşiktaş Makaleleri

http://www.dogruhabergazetesi.com/images/image/genelresimler/makale.jpg

8 hafta dan sonra Beşiktaş , futbolcuları para alamadığı hatta yönetimi protesto etmek için idmana çıkmayan Diyarbakır spora 2 puan kaybetti. Maç öncesinde herkes de tek düşünce Beşiktaş ın farklı galibiyetiydi. Ama olmadı ne hikmetse 2002-2003 sezonda Beşiktaşın tek mağlubiyet aldığı takım yine Diyarbakırdı. Sizce bir tesadüf mü yoksa Beşiktaş a ters gelen bir rakip mi ?

Maça baktığımızda Beşiktaş ın eski havasında olmadığı rakibi küçümser bir düşünceyle saha çıktığı (tabi ki de futbolcular) yüz ifadelerinde ve rahat hareket etmelerinden belliydi. Peki neden bu küçümseme meydana geldi. Futbolcular bilmiyorlar mı futbol sahada kazanıldığını , rakip kadar mücadele etmesen onlar kadar koşmasan eline gelen liderlik şansını kullanamazsın. Seni diğer rakiplerden ayıran en büyük özelliğin koşman ve mücadele etmen değil miydi, eee o zaman neden diğer maçlar kadar bu maçı önemsemedin….. Hücum hattında ki oyuncular siz ne işe yararsınız , savunma yapan oyunclara hiç mi acımıyor musunuz onlar gol yememek için elinden geleni yapıyorlar peki siz ne yapıyorsunuz yakaladığınız pozisyonları öle cömert şekilde harcıyorsunuz ki bu kaçırılan goller büyük takimın kaçırmayacak gollerdir. Gol tabi ki kaçırılır ama bu kadar da değil hücumcular , en kısa zamanda eski formunuza dönün, dönemiyorsanız bırakında alttan gelen Canlar Aliler ve Orhanlar oynasın…

Peki yazı neden bu kadar karamsar, karamsar değilim Beşiktaş ın arması olduğu her yerde desteklemeye ve sevmeye devam edeceğim. Başarı gelir gelmez hiç fark etmez zaten biz BESIKTASI SEVINMEK ICIN SEVMEDIK.. Korkulacak bir durum var mı derseniz ortada hayır yok sadece küçük bir endişem var. Futbolcular böyle kolay görünen maçları zor bir müsabakaymış gibi hazırlanmalı ve oynamalı..

Saygılarımla ………..

Tekin Karçik / BesiktasHaber.NET

Büyük Hayal Kırıklığı

Aralık 19, 2009 by OutKast  
Filed under Beşiktaş Makaleleri

http://www.dogruhabergazetesi.com/images/image/genelresimler/makale.jpg

Dün hayal kırıklarının yaşandığı bir geceydi.Hem taraftar, hem oyun, hem de skor olarak büyük bi hayal kırıklığı yaşadığımı söyleyebilirim.
Dün gerçekten inanılmaz bi soğuk ve yağmur vardı İnönü’de, bu yüzden olacakki stadda boşluklar göze çarpıyordu, yağmur alan yerlerin tamamı boştu.Maça gelemeyenlerin bir nedeni vardı kabul ediyorum, yoksa biletleri de bu kadar ucuz bulmuşken Beşiktaş taraftarı böyle bir maçta takımını asla yalnız bırakmazdı.Yine taraftardan devam edeyim, stadda bulunan taraftarların, özellikle de Kapalının bu maçta uyuduğunu düşünüyorum, belli ki maçı kazanacağımıza taraftar bile inanmamış, futbolcular ve Denizli ! zaten inanmamış, bu şartlarda galibiyet almamız imkansızdı yani.Taraftarın böylesine önemli bir maçta takımı daha çok ateşleyeceğini, maçın içinde daha aktif olacağını düşündüm ama yanıldım, yağmur ve soğuk futbolcular gibi taraftarı da durdurdu sanırım…
Maça geçecek olursak, maçın ilk yarısının tamamıylan Bursa’nın kontrolünde geçtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz, adamlar gollerini attı, çok net bir pozisyon kaçırdı, ortasahada basmadık yer bırakmadılar, tüm topları aldılar, Beşiktaş ise sadece seyretti, bi Ernst bir şeyler yapmaya çalıştı ama yetmedi bu, sadece onla olmaz sonuçta.İlk yarıda rakip bir kaleye bir şutumuz vardı Fink’len, başka hiçbir şey yapmadık hücum anlamında, herzamanki gibi!..Zaten Denizli’nin sahaya sürdüğü bu oyuncularlan ne yapabilirizki, zeminin kötü olduğu, top sürmenin zor olduğu bir maçta fiziksel olarak çok zayıf olan, daha lige bile hazır olmayan Nihat’ı ilk 11′e sürmenin intihar olduğunu herkez gördü, ama sayın Denizli göremedi!..Bu maç Nobre-İsmail gibi oyuncuların maçıydı, koşan, mücadele eden, topu kovalayan adamların, Bursa’yı gördük işte, böyle bir sahada top nasıl oynanılır bunun dersini verdi adamlar, tabii E.Sağlam da yaptığı oyuncu değişikleriylen, rakibinin her şeyini ezberlemesiylen, oyun stratejisiylen Denizli’ye ders verdi bu maçta.Denizli ilk yarıda Bursa’nın oyununu izlemekle yetindi, illa oyuncu değişikliği için devreyi beklemek, 60-70′leri beklemek mi gerek Allahaşkına, Bursa bizim sol kanadımızı otobana çevirmiş resmen, ataklarını ordan geliştiriyorlar, Üzülmez hep yalnız kalıyor ama hoca bunu göremiyor, daha maçın 30. dk’sinde İsmail’in oyuna girmesi lazımdı ama nerdeee…
İlk yarıda yokları oynayan Beşiktaş ikinci yarıya Denizli’nin Nobre hamlesiylen maça başladı, aslında maça böyle başlaması gerekirdi ama hoca Nihat konusunda ısrarını bu maçta da sürdürünce koca bi 45 dk heba oldu!..İkinci yarıya Denizli hamle yaparak başladı ama savunmamızın yerlerde olduğu bir pozisyonda Serca çok net bir golü kaçırdı ve bize rahat bi nefes aldırdı, o gol olsa maç daha orda bitmişti.Bu pozisyondan sonra biraz olsun toparlandık, Nobre’nin girmesiylen hücumda daha çok top tuttuk, daha fazla adamla Bursa kalesine saldırdık, taraftarda biraz uyanınca gol kokusu gelmeye başladı, nitekim bastırdığımız o dakikalarda, nerdeyse 1 senedir golü unutan Nobre’ylen skoru 1-1′e getirdik.Tabii hakemin orda büyük bir hatası vardı, hatta kural hatası yaptığını düşünüyorum ben, aynı olayı sanırım Kuddusi Müftüoğlu’ylan Gb maçında yaşamıştık, maç tekrar edilmişti, ama bu sefer sonuç Bursa’nın lehine, bu yüzden maç tekrarı olmaz diye düşünüyorum.
Golü bulduktan sonra galibiyet için saldırmaya başladık, taraftarda yavaş yavaş sazı eline almaya başlamıştı, onların desteğiylen takım daha da ateşli oynamaya başladı, en azından ilk yarıdaki silik görüntüsünden kurtulmuştu takım, Bursa’da geri çekilme telaşına kapılınca 2. gol geldi olmayan penaltıylan, sahada tek olumlu hareketi o olan Bobo da skoru 2-1′e getirdi.Bu golden hemen sonra Bobo’ylan önemli bir pozisyonu değerlendiremedik.Bu dakikadan sonra nedense geriye çekildi takım, Bursa sazı aldı eline, E.Sağlam’ın hamleleri maça denge getirdi, bir de tabii Ferrari’nin sakatlanması Beşiktaş’ı olumsuz yönde etkiledi, maçın kader anlarından biri diyebilirim.Ferrari sakatlanabilir, normaldir, ama Ferrari’yi çıkarıpta Yusuf’u oyuna almakla neyi düşünmüş olabilir bir teknik adam, yahu zeminin hali ortada, top sürülmez, çalıp atılmaz, Yusuf bu sahada ne yapabilir, bu zamana kadar, hiç gereği olmayan zamanalrda soktuğu Uğur’u bu maçta sokması gerekirdi hocanın ama yok, ilk defa Uğur’u sokarak doğru yapacaktı ama gitti hoca yine yanlışı buldu ve bu değişiklik mağlubiyeti getirdi Beşiktaş’a…Türkiye’nin en iyi savunmasına sahip olan takımımız 5 dk’de 2 gol yiyerek, maçı rakibe hediye ediyor adeta, gerçi 2-1 yensekte maçı hakettik diyemezdim, adamlar bizden daha iyi oynadı, daha çok istedi galibiyeti çünkü…
Bir tarafta doğruları yapan bir takım ve hocası, diğer tarafta da yanlışları yapan takım ve hocası…

Onur Erbaş / BesiktasHaber.NET

BAL YAPMAYAN ARI MİSALİ…

Aralık 16, 2009 by OutKast  
Filed under Beşiktaş Makaleleri

http://www.dogruhabergazetesi.com/images/image/genelresimler/makale.jpg

Sizce kim olabilir? Tabii ki Beşiktaş’tan söz ediyorum. Özellikle bu sene ileri uçta sergilediği performansın tam manasıyla açıklamasıdır bu cümle. Geçen sezon şampiyonluğu alırken oynamış olduğu oyunu daha çok beğeniyordum açıkçası ve bu sene bu oyun felsefesini geliştirerek daha fazla rakibi ısıran ve golü kovalayan bir ekip oluşturmasını bekliyordum. Fakat sezon başından bu yana görüyorum ki bu seneki oyun formatıyla geçen seneki format arasında dağlar kadar fark var.

Peki niçin Mustafa Denizli böyle bir oyun değişikliğine gitmiş olabilir? Bence var olan düzenin üzerine yapılacak iyi takviyelerle ciddi verim alınabilirdi. Örneğin ileri uçta isim olarak çok harika bir isim alındı büyük fedakârlıklarla fakat alınırken belki de duygusal davranıldı. Evet Nihat Kahveci’ den söz ediyorum. Kendisinin gerek Avrupa Şampiyonası’nda oynadığı maçlar gerek yurtdışında göstermiş olduğu performansı hayranlıkla izledim fakat ne olduysa Avrupa Şampiyonasından sonra oldu. Nihat yaşadığı sakatlıklar ve diğer sorunları da beraberinde olunca Villareal’ de kadroya gözden düştü. Bu durum sonucunda bir çıkış yolu olmalıydı ve Beşiktaş’la Nihat Kahveci’nin yolları uzun süre sonra tekrar çakıştı. Buna diyecek lafım yok sonuçta Nihat’ı farklı bir takım formasıyla görmek imkansız ama sakatlıklarından ötürü idmanlardan uzak kalması ve sıkı çalışmaması formsuzluğu beraberinde getirdi.Buna etken olan şey yaşadığı üst üste sakatlıklar bunu biliyorum ve neredeyse 1 senedir top oynamayan bir oyuncudan söz ettiğimizin de farkındayım ama artık yeter Nihat..Son iki maçtır kaçırdığın pozisyonlar tam senin tarzına göre ve normal şartlarda o tip pozisyonlarda senin affetmez olduğunda aşikar.Artık kendine gelme zamanı Nihat.Nasıl ki ihtiyacın olduğu anda Beşiktaş kapılarını ardına kadar öz evladına açtıysa artık senin de evlat olarak takımına katkı sağlama zamanın geldi.Formunu bulduğunda İspanya’daki gibi gollerini sıralamaya devam edeceğinden hiç şüphem yok fakat artık ne yap et eski formuna kavuş.Bana göre katkısı SIFIR..Daha iyisini yapabilecek kapasitede.

İleri uçtan laf açılmış ve Nihat gibi bir oyuncunun formsuzluğundan söz ederken diğer oyuncularımıza da göz atalım.İleri uçta bence Beşiktaş’ın en etkili silahı Bobo.Geçen sezondaki çifte kupalı şampiyonluğun aktörlerinden biri sadece fakat onun da sezon başında yaşamış olduğu transfer tereddütleri sezon başında formsuz bir görüntü çizmesine neden oldu.Bununla birlikte M.Denizli’nin kendi demecinde de belirttiği gibi yeri geldiğinde zorunluluktan sol açık mevkiinde oynaması formunu bulmasını geciktirdi.Artık gollerini sıralama takımını sırtlama zamanları geldi,geçiyor bile.Bir şekilde formuna kavuşup gösterdiği direnci,isteği golle de süslemeli.Bana göre katkısı belli bir seviyenin üzerinde olmalı.Şuan ki görüşüm 2..

Yine Nobre.Kendisinde özellikle bu sezon müthiş bir düşüş var.Yapmış olduğu sözleşmeden yediği kanaatindeyim.Gözlemlediğim kadarıyla kendisini artık emekliliğe hazırlayan bir Nobre var sahada.Bu görüşümün böyle olmasına etken Fenerbahçe’deki performansıyla Beşiktaş’taki performansını karşılaştırmamdır.Bu arada Fenerbahçe’de Alex faktörü var sonuçta o dönemde takımın en etkili silahı Nobre idi ama takdir edersiniz ki sahada gösterdiği arzu,gol kaçırdıktan sonraki tepkileri bile aynı olmadığı görünüyor.Bana göre bu sezon katkısı SIFIR..

Bunun yanında Beşiktaş’ta Batuhan gerçeği de var tabi. Batuhan gerçekten gelecek vadeden bir oyuncu kabul ediyorum ama bence Beşiktaş’ta formanın ağırlığını şuan kaldıracak düzeyde değil.Gerek saha içinde (ki kendisini bu sezon saha içinde pek göremedik ama) gerek saha dışında sergilediği performans tam manasıyla birbirine zıt.Eskişehir macerasının ardından sahada gösterdiği performans takdire şayandı ama saha dışında yaptıkları da kabul edilemez davranışlar..Kendi düşüncemdir Mustafa Denizli’nin ne düşündüğünü kestiremem ama ilk etapta Batuhan’ın bu takımda oynayacak düzeyde olmadığını görüyorum.Kim ne derse desin daha 18 yaşındaki bir kişinin ilk önce saha içinde yaptıklarıyla konuşulması gerekir saha dışında yaptıklarıyla değil.Şimdi şu şekilde düşünebilirsiniz daha genç düzelir vs. fakat bu benim kanaatim umarım yanılırım.Bana göre katkısı SIFIR…

Yine bu oyuncularımızın arasına Holosko’yu sayamıyorum çünkü kendisi sezon başında yaşamış olduğu sakatlık sonucunda belli bir süre oynayamayacak. Bu yüzden bence Holosko için de kayıp bir sezon diyebiliriz. Umarım en kısa sürede takıma katılır ve kendisine has stiliyle takımına katkı sağlamaya devam eder.

Takımın ileri ucu böyle bir hal almışken takımdan gol atmasını beklemek ne derece doğru tartışılır.Belki kendi içlerinden bir forvet yaratarak bu geçiş dönemi atlatılabilir fakat şu anki görünüş pek iç açıcı değil.Orta sahada ki Alman dayanışması güzel ancak son maçta açıkça fark ettiğim bir durum var ki o da Fabian Ernst’in yorgunluğu.Son maçta açıkça belli etti kendini.Bu da eklenince atak varyasyonlarında bir kısır döngü oluşuyor ve her ne kadar ısıran bir takım, pozisyon vermeyen bir takım bile olsan gol atamadığın sürece kazanamıyorsun.

Umarım devre arasında takım eski formunu tekrar yakalar ve lig yarışına kaldığı yerden devam ederek şampiyon olarak bitirdiği bir sezonun ardından yine şampiyonluk ipini göğüsler..Bende bu kadar olumsuzluğa rağmen halen ümit var.Sonuçta geçen sene bu zamanlar bazı takımlar şampiyonluk havasına erken girmişti biliyorsunuz fakat sezon sonunda neler olduğunu hepimiz gördük değil mi?

DOĞAN DURSUN

Besiktashaber.NET

Sonraki Sayfa »